Gezgin Anne

HİNDİSTAN GÜNLÜKLERİ

İş sebebiyle iki kere Hindistan’ın farklı şehirlerinde bulunma fırsatım oldu. İş için gittik diye gezmeyi de aksatmadık tabi ki J

                Aslında Hindistan’ın her şehri her köşesi anlatılmaz yaşanır. Çok çeşitli, çok renkli kültürlerin bir arada olduğu garip bir ülke.  İlk gittiğimde Jaipur, Agra ve Yeni Delhi’de bulundum.  Yeni Delhi başkent olduğu için en modern şehirlerinden birisi.

                                                                      

                En çok Jaipur’da bulunduğum için orada gördüğüm insan manzaraları benim için büyük deneyimdi. Şehrin içinde inanılmaz bir trafik var. Çok kalabalık olduğu için araçların arkasında “ horn please” (kornaya basınız) yazıyor, yani bu durumdan da anlayacağınız üzere sinyal, kural falan hak getire. Biz alışkın olmadığımız için bir süre bir kulağımızı sürekli kapatarak gezdik. Şehrin tadını çıkarmak için atladık bir tuk tuk taksiye(rikşa). Şoföre bizi biraz gezdirmesini istedik. Şehir turu yaparken önümüzdeki rikşadaki çocukların heyecanı görülmeye değerdi. Evet rikşa, öğrenci servisiydi o saatte ve öğrenciler benim turist olduğumu anlayınca kendilerini göstermek için bağırarak el salladılar. Çok tatlıydı hepsi. Ben onlara farklı gelmiştim o yüzden o kadar heyecanlandılar. Kıyafet tarzım, ten rengim onların gözünde büyük bir değişiklikti. Çocuk, her yerde çocuk işte. Bunun dini, dili, ırkı, ülkesi fark etmez çocuk çocuktur. Sonra bir düşündüm; biz sıcacık servise verirken çocuğumuzu aklımızda kırk tilki geziyor; acaba servis ısınıyor mu, acaba şoför yavaş gidiyor mu, acaba çocukların kemerleri hep takılı mı ve daha bir dolu soru işareti.
               



               Yolda yürürken sürekli fotoğraf çektirmek istiyorlar. Aman beni bir daha nerede görecekler, kırmaya gerek yok insanları dedim ve yüzlerindeki ifadeden iyi niyetli olduğunu düşündüklerime izin verdim.  Agrada Tac Mahal’i gezerken de yaşlı bir çift gayet ciddi ve keskin bir tavırla böyle bir talepte bulundu.  Kabul etmeyi kendime görev bildim ve tatlı bir hatıra kaldı onlara da bana da J.
                Hindistan maceraları anlat anlat bitmez.  Bir günde gördüklerim bile sayfalarca yer kaplar.
                
                İkinci Hindistan gezim ilkinden çok daha farklıydı. Göktuğ vardı bu defa hayatımda.  Altı ay öncesinden biletlerimiz alınmıştı ve bütün organizasyon yapılmıştı. Ben altı ay boyunca, Göktuğ’dan nasıl ayrılırım diye karalar bağladım içimden. Sonra sosyal medyadan takip ettiğim bir psikolog ile görüştüm. Sağolsun bana hiçbir karşılık istemeden yardımcı oldu. Çocuğunuzdan ayrılırken ya da onun yanındayken sakın ona üzgün olduğunuzu belli etmeyin ve yaşı ne olursa olsun, ne için gittiğinizi anlatın dedi. Ben bu görüşmeden önce hiçbir şey söylemeden işe gider gibi gitmeyi planlıyordum. 2 yaşında ne anlayacak diye düşünmüştüm. Meğer çocuk her yaşta her bir şeyi anlarmış. Ben gitmeden 1 hafta önce oğlumu koca bir adam gibi aldım karşıma ve iş için gittiğimi, dönerken ona çok istediği gitarı alacağımı, 1 hafta sonra geleceğimi, onu çok özleyeceğimi, onu çok sevdiğimi anlattım. O da koca bir adam gibi dinledi beni. Sabaha karşı yola çıkarken o uykudayken iki gözüm iki çeşme bol bol ağlayarak çıktım evden J .  Uçaktan inesiye kadar düşündüm acaba ağladı mı, acaba yemek yedi mi ve bir dolu acabalar. Gözünü sevdiğim teknolojisi hiçbir şeye engel değil. Otele gider gitmez görüntülü aradım. Son derece keyifli gözüküyordu. Dönüş vakti geldiğinde, bu sefer Hindistan’ın farklı bir şehrinde Bangalore’ da yeni deneyimler sahibi olmama rağmen hiç umrum da bile değildi. Tek derdim oğluma gitarını alıp, onu kocaman kucaklayabilmekti.  Çok şükür heyecanla istediği gitarı buldum ve aldım. Yine sabaha karşı 3-4 sularında eve girdim. Uyuyor olacağını düşünürken, Göktuğ , saat 02:00’da uyanmış, babasıyla beni bekliyordu. Benden çok gitara sarıldı J Olsun çocuk işte unutmamış hiç. Kapıdan girer girmez gitarımı aldın mı anne diye sordu. Sözümü tutmanın haklı gururuyla kocaman sarıldım oğluma.
                
             Ben bunları yaşarken hep düşünürüm,  annesiz büyüyen çocukları, ailesinin durumu bizden kötü olan çocukları. İşin içine çocuk girdiği zaman hep daha fazla düşünürüm, hep daha fazla üzülürüm.
               
   "Dünyanın her yerinde yaşayan bütün çocukların, her zaman mutlu büyüyebilmesi dileğiyle."

    " Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, 

                                            Onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır."       
                                                                                                   
                                                                                                                Mustafa Kemal ATATÜRK
Gezgin Anne Gezgin Anne Reviewed by Bir Anne Bir Kadın on Ocak 02, 2017 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Öne Çıkan Yayın

ATATÜRK OLMAK

ATATÜRKOLMAK Başlık Atatürk Olmak ama kitabın özü Atatürk gibi muhteşem bir insan olmak, doğru yolda ilerlemek önem...

Bir Anne Bir Kadın

Image Link [https://www.facebook.com/birannebirkadin.blogspot.com.tr/photos/a.1750698125252871.1073741826.1750697121919638/1750698131919537/?type=1&theater] Author Name [Bir Anne Bir Kadın] Author Description [Çocuklarınızın zeki olmasını istiyorsanız, onlara masal anlatın.Daha da zeki olmasını istiyorsanız, daha çok masal anlatın. "ALBERT EINSTEIN"] Twitter Username [Sora Templates] Facebook Username Sora Templates] GPlus Username [104219125408123734587] Pinterest Username [Sora Templates] Instagram Username [Sora Templates]